Tekrar Eden Davranışlar: Neden Aynı Döngüleri Tekrar Ediyoruz?

Günlük hayatta hem kendimizde hem de çevremizdeki insanlarda tekrar eden davranışları sıklıkla görüyoruz. Belirtmekte yarar var ki çoğu zaman bu tekrar döngülerine istemsizce kapılıyoruz. Hatta rahatsız olduğumuzu ifade etsek bile bu döngüleri kırmakta zorlanıyoruz. İnsanın pragmatik bir varlık olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda bu davranışların bir işlevi olması gerektiğini de akılda tutmakta yarar var. Gelin yediden yetmişe her yaştan insanda gördüğümüz bu davranışlara birlikte mercek tutalım.

İnsanların istemedikleri halde bazı davranışları sürekli tekrar etmeleri aslında psikolojide oldukça derin bir alan. Bir ucu basit alışkanlıklara, diğer ucu “Davranışsal Bağımlılıklar”a uzanan bu alanda çalışan mekanizmalara 3 ana başlık altında bakalım.

1. Alışkanlıklarımızın Psikolojik Yönü

Psikolojik açıdan davranışlara baktığımızda birden fazla kuramsal açıklama mevcut. Konuyu çok dağıtmadan ele alacak olursak;

a. Davranışçı yaklaşım:

Davranışçılar bu durumu öğrenilmiş pekiştirme ile açıklıyor. Altta daha detaylı bahsedeceğimiz nörobilimsel yaklaşımla benzer şekilde davranışçılar bir eylemin kısa vadede rahatlama ya da ödül sağlaması durumunda davranışın tekrar ettiğini ifade ediyorlar. Siz o eylemden bilinçli olarak memnun olmasanız bile. Bir sosyal medya hesabında kısa videoları kaydırmaya başladınız. Bir süre sonra gün içindeki bir çok stres içeren konuyu unuttunuz (elbette geçici olarak). Bilinçli olarak fark etmeseniz bile gerginliğiniz azaldı. Bu sayede bir koşullanma oluştu. Kendinizi gergin hissettiğiniz ilk anda elinizin telefona gideceğini söylemek çok da zor değil.

b. Bilişsel Yaklaşım:

Bilişsel kuramcılar davranışlarımızın kökeninde yer alan düşünce kalıplarını öne çıkarmakta. Matematik sınavlarından sıklıkla zayıf not aldığınız bir dünya da Matematiğe karşı öğrenilmiş çaresizlik geliştirebilirsiniz. Bu inanç da sizi otomatik olarak Matematik dersinde başarısızlığa götürür. Öyle ki bu döngüyü fark etmediğiniz sürece farkında olmadan Matematik dersinde başarısız olmak için gereken ne varsa onu yapmaya başlayabilirsiniz.

c. Jung’un Bakış Açısı:

Jung’un dünyasında bilinçdışı kavramı çok önemli bir yer tutar. Bilinçdışı kavramı üzerinde uzun uzun duracağımız yazılar yazmak niyetindeyim ancak burada uzatmak istemiyorum. Jung tekrar eden davranışları “bilinçdışının bir mesajı” olarak görür. Ona göre daima bütünlük arayışında olan ruhumuz bu tarz davranışlarla “dikkat et, burada çözülmeyi bekleyen bir mesele var” demektedir. Jung der ki: “Siz bilinçdışı ile yüzleşinceye kadar o sizin hayatınızı şekillendirecek ve siz ona “kader” diyeceksiniz.

d. Travma Kökenli Tekrar:

Travma öyle şiddetli bir an ki beynin ve psikolojinin öğrenme sistemini donmuş bir halde kilitleyebilir. Modern travma kuramına göre travma, bedenimizde ve sinir sistemimizde tamamlanmamış bir döngü bırakır. Kişi farkında olmadan bu döngüyü tamamlamaya çalışır. İlginç bir şekilde çocukluk döneminde şiddete maruz kalan biri yetişkinlik döneminde de şiddet içeren ilişkilerde kalmaya eğilimli olur. Oysa mantık bunun tam tersini bekler bizden. Hakikat ise böyle değildir. Popüler bir diziden örnekle konuyu bağlayalım; Gassal dizisinde Ahmet KURAL’ın canlandırdığı “Baki” karakterinin çocuk yaşta annesi vefat etmiştir ve Baki eve geldiğinde annesinin kefene sarılı cenazesi ile karşılaşmıştır. Bu travma sonucu girdiği döngü onu bir gassal yapmış ve her günü kefene sarılı cenazelerin arasında geçirmesine sebep olmuştur. Elbette ki bu bir kurgu fakat dikkatli incelerseniz çok daha ilgi çekici gerçek hikayelerle karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz.

2. Tekrar Eden Davranışlara Nörobilimsel Bakış

Nörobilimsel açıdan incelediğimizde tekrar eden davranışlar bir öğrenme – otomatikleşme sürecinin sonucu. Başlangıçta bilinçli bir eylem iken davranışın sonucunda elde ettiğiniz ödül/rahatlama ve tetikleyici etkisiyle beyinde alışkanlık devreleri oluşur. Sabah kalktınız ve sırf televizyonda gördüğünüz için denemek üzere bir kahve hazırladınız. Daha önce buna dair bir deneyiminiz yokken, kahveyi alıp balkona geçtiniz. Bir taraftan manzarayı izlerken sabah serinliğinde, kuş cıvıltıları arasında kahveyi içtiniz. Birkaç dakika sonra kafein beyninize hücum etmeye başladı ve uyaran etkisiyle size bir canlılık, enerji hissi oluşturdu. Bu hissiyatı sevdiniz ve takip eden günlerde benzer duyguları deneyimlemek için sabah kahvesi hazırlamak rutine dönüştü. Tebrikler! Yeni bir alışkanlığınız oldu 🙂

Sürece yakından bakarsak;
– Prefrontal korteks: Gördüğünüz kahve içme davranışını uygulamak üzere karar verdi
– Orbitofrontal korteks: Davranışınızın değerini/ödülünü değerlendirir.
– Basal Gangliyon / Striatum
– Ventral Striatum: Başlangıçta duyduğunuz haz/ödül hissi ile ilgilenir.
– Dorsal Striatun: Uyaran – Yanıt alışkanlıklarını saklar. Otomatik davranışların merkezi
– Anterior singulat korteks: Çatışma, hata izleme merkezi. “Acaba yanlış mı yapıyorum” sinyalleri buradan gelir.
-Amygdala ve Hipokampüs: Duygusal kodlama, tetikleyici hafızası. (Olayın gerçekleştiği şartları, mekanı ve o andaki duyguları kodlar.)

Artık kendinizi her yorgun hissettiğinizde, her sabah uyandığınızda ya da kuş sesleriyle dolu güzel bir manzarayla karşılaştığınızda canınızın kahve çekmesi son derece olası bir ihtimal. Söz konusu kahve gibi görece masum bir alışkanlık olduğunda pek de sorun olmayan bu mekanizma pek çok kötü alışkanlığımızdan da sorumlu. Oluşan bu “alışkanlık döngüsü” zamanla öyle güçlenebiliyor ki davranışlarımızı kontrol eden merkezlerin de ötesine rahatlıkla geçebiliyor. İstesek de istemesek de bu uyaran-yanıt döngüsüne kapılabiliyoruz.

3. Kültürün Döngüsel Davranış Kalıplarımızdaki Yeri

Kabul etmek gerekir ki her birimiz bir aile içerisine doğuyoruz ve bu ailelerin de hali hazırda belirli davranış kalıpları mevcut. Çocuklar ise anne babalarının ve kendilerine bakım verenlerin davranışlarını adeta bir sünger gibi emerek öğreniyorlar. Bu sayede kaygılı bir ailede büyüyen çocuk da kaygılı bir kişilik geliştirebiliyor. Öyle ki aile içerisinde nesiller boyu devam davranış örüntüleri görmek mümkün. Bunu kendi yakın çevrenizde sıklıkla deneyimlediğinizden eminim. Bazı aile/sülalelerde şiddet kültürünün, bazılarında içekapanıklığın sıradan davranışlar olması gibi. Bu konuda “Aile Travmalarından” bahsetmek mümkün ancak bu başka bir yazının konusu.

Tıpkı aile içerisinde olduğu gibi toplum içerisinde öğrendiğimiz davranış kalıpları da mevcuttur. Nihayetinde tekrar eden davranışlar sadece kişisel bir mesele değildir. kişi aslında hem kendi bilinçdışı, hem aile geçmişi, hem de toplumun bilinçdışı ile “konuşur”. Dolayısıyla bu davranışların kalıcı değişimi için sadece bireyin değil, bazen toplumsal yapıların da dönüşmesi gerekebilir.

Kişisel Gelişimimiz Açısından Döngüleri Kırmak

Basit alışkanlıklardan, davranışsal bağımlılıklara geniş bir yelpaze de döngüsel davranışlarımızı inceledik. Arka planda işleyen mekanizmaları hem nörolojik, hem psikolojik hem de sosyolojik çerçevede ele aldık. Nihayetinde bize gereken bu döngüyü nasıl kırabileceğimizi bulmak. Öyle ya bir işlevi yoksa bunca bilgi ne işe yarar ki. İşte bu döngüleri kırmaya yardımcı olacak birkaç adım:

  • Farkındalık Yarat: Davranışın hangi durumlarda ortaya çıktığını gözlemle. Hangi duygu, mekan ya da ses seni bu davranışa itiyor bilirsen zincirin ilk halkasını yakalamış olursun.
  • Altta Yatan İhtiyacı Bul: Bu tarz davranışlar çoğu zaman bir ihtiyacın yanlış bir yolla karşılanmasıdır. Sen neye ihtiyaç duyuyorsun; stresi azaltma, ilgi görme, güven ya da bir başkası. İhtiyacını fark edersen onu karşılayacak daha güvenli yollar bulabilirsin.
  • Yeni bağlantılar kur: Nöroplastisite önemli bir kavram. Artık biz biliyoruz ki beynimiz esnek bir organ. Düşünce kalıplarımızı değiştirmek, yeni davranışlar edinmek eski döngülerin yerini alabilir. Başta biraz çaba gerektirse de uzun vadede gerçek sonuçlar almak mümkün.
  • Gölgeyle yüzleş: Bu konu çok geniş bir alan ve bu konuda ayrıntılı bir yazı yazmayı düşünüyorum. Ancak kısaca ifade etmek gerekirse bazen istenmeyen bu davranış belki de seni “kendine” çağırıyordur.
  • Destek al: Bazen döngüleri kırmak tek başına çok zorlayıcı gelebilir. Unutma insan sosyal bir varlıktır ve her meseleyi kendi başına çözemez. Böyle zamanlarda terapi, grup çalışmaları veya kişisel gelişim yöntemleri döngüyü kırmada yararlı olabilir.

Yorum yapın